Forum Sayfamıza Hoş Geldiniz... İnşallah Güzel Dakikalar Geçirirsiniz..



 
AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 NAMAZ VAKİTLERİNİN TESPİTİ 1

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SAKIL
binbaşı
binbaşı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 422
Kayıt tarihi : 15/05/08

Kişi sayfası
motor:
motor

MesajKonu: NAMAZ VAKİTLERİNİN TESPİTİ 1   Salı Haz. 03, 2008 1:19 pm

Bazı Vakitlerin (Yatsı ve İmsak) Oluşmadığı veya Şafağın Geç Kaybolduğu - Fecrin Erken Doğduğu Bölgeler

İlmî verilere göre, 12º'de denizci tanı, 18º'de ise astronomik tan meydana gelmektedir. Fecir ve şafak kızıllığının kaybolma zamanı bu iki derece arasında gerçekleşmektedir. Başkanlık takvimlerinde en son had olan 18º esas alınmaktadır. Ancak astronomik tanın tanımına bakıldığında, her halükarda yatsı vaktinin bundan önce oluştuğu; imsakin de daha sonra başlaması gerektiği anlaşılmaktadır.



Başkanlık takvimlerinde esas alınan kriterlere göre 45º - 50º enlemleri arasında kalan bölgelerde, vakitler genellikle teşekkül etmektedir. Ancak özellikle yaz aylarında güneşin batmasıyla akşam şafağının kaybolması ve sabah şafağının zuhuru ile güneşin doğması arasındaki süreler çok uzun olduğundan, yatsı ve imsak vakitleri konusunda sıkıntıya düşülmektedir. Çünkü bilhassa yaz mevsiminde, güneşin batmasıyla batı ufkundaki şafak denilen kızıllığın kaybolması arasındaki süre yaklaşık 3 saat, bazı yerlerde daha çok olmaktadır. Çok kısa bir süre sonra da doğu ufkunda "fecir" denilen sabah şafağı zuhur etmektedir. Ramazan ayının yaz mevsimine rastladığı yıllarda, şafağın kaybolması ve fecrin doğmasına göre teravih kılma veya yatsıdan sonra sahur yeme imkanı olmadığı gibi, yatsı namazının dahi vaktinde kılınamayacağı günler ve yerler bulunmaktadır.

Namaz vakitleri ile ilgili hadislerde Hz. Peygamber, yatsı namazının ilk vaktinin, şafağın kaybolması olduğunu belirtmiş; son vaktini ise, bazı hadislerinde gecenin üçte biri, bazı hadislerinde ise gecenin yarısı olarak belirlemiştir (Tirmizî, Salât, 1, 114; Ebû Dâvûd, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît, 10; Müslim, Mesâcid ve Mevâdiu's-Salât, 31; Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, I/375-376)

Bu hadislerden hareketle alimlerin bir kısmına göre yatsının ihtiyari vakti gecenin üçte biri geçince, bazılarına göre ise yarısı geçince sona ermekte, bundan sonraki vakit zaruret vakti kapsamında değerlendirilmektedir. Azınlık da olsa diğer bazı alimlere göre ise yatsının vakti her halükarda gecenin üçte biri veya yarısı geçince bitmiş olmaktadır. Bilginlerin çoğunluğuna göre ise yatsının vakti fecri sadıka kadar devam etmekle birlikte gecenin üçte birine kadar kılmak müstehap, gece yarısından sonraya ertelemek mekruhtur.

Aynı hadislerde ikindi namazının son vakti olarak belirlenen "güneşin sarardığı zaman" ifadesi ile, akşam ezanından önce iftitah tekbiri alanın ikindi namazını idrak edeceğine dair hadisler (Tirmizî, Salât, 25; Ebû Dâvûd, Salât, 5; İbn Mâce, Salât, 11; Nesâ3i, Mevâkît, 11) birlikte değerlendirildiğinde, hadiste geçen yatsı namazının son vaktinin gecenin üçte biri veya yarısı olduğu şeklindeki ifade, namazı bundan sonraya bırakmanın mekruh olduğuna işaret etmektedir.

Gece ve gündüzlerin mutedil olarak teşekkül ettiği 45º kuzey ve güney enlemleri arasında kalan bölgelerde yatsı vaktinin başlangıcı ile sonunu belirten hadisler ve içtihatlar arasında herhangi bir çelişki olmadan amel etmek mümkündür. Ancak mevsimlere göre akşam şafağının gecenin üçte birinden veya yarısından sonra kaybolduğu bölgelerde, yatsı namazının başlangıcını belirten hadislere göre yatsı namazının vakti de sona ermiş bulunmaktadır. Buna göre hadisin baş tarafı ile amel edilirken, son tarafı ihmal edilmektedir.



Astronomik olarak akşam şafağıyla sabah şafağının simetrik oluşu ve namaz vakitleri ile ilgili hadislerin tamamı göz önünde bulundurularak güneşin batışıyla doğuşu arasındaki süre gece itibar edilerek üçe bölünüp güneşin batışına eklenerek yatsının en geç oluşma vakti hesaplanır. Yatsının gerçek vakti bundan önce gerçekleştiği sürece hakiki vakitle amel edilmeli, yatsının hakiki vaktinin girişi gecenin üçte birinden sonra gerçekleşmesi halinde ise, gecenin üçte biri yatsı namazının vakti olarak esas alınmalıdır.

Diğer taraftan, ilmi verilere göre şafağın kaybolması/oluşması astronomik tandan daha düşük derecelerde oluşmaktadır. Astronomik tan, güneş diskinin merkezinin ufkun 18º altında olduğunda akşam için biter, sabah için başlar. Bu ikisi arasında güneşin gök aydınlanmasına hiç katkısı bulunmamaktadır. Akşam astronomik tanın bitiminden önce ve sabah başlangıcından sonra, uzunca bir müddet güneşin gök aydınlanmasına katkısı o kadar azdır ki, pratik olarak gözle algılanması mümkün değildir. Buna göre yatsı ve imsak vakitleri için ölçü alınan şafak/fecir, astronomik tandan daha düşük bir derecede gerçekleşmektedir. Ancak buna yönelik bir rasat yapılmadığı için kaç derecede meydana geldiği konusunda bir bilgi bulunmamaktadır. Bunun tespit edilerek takvimlerde uygulanması halinde, özellikle kuzey ülkelerinde önemli bir rahatlık meydana gelecektir. Bu itibarla yatsı ve imsak vakitlerinin hangi derecelerde oluştuğunun tespit edilebilmesi için, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ile Gazi Üniversitesi Kırşehir Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlıklarınca da belirtildiği gibi rasat yapılması gerekmektedir.

Ayrıca yatsının çok geç oluşup çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabileceğinin kendilerine bildirilmesi yararlı olacaktır.

Hz. Peygamber (a.s.) normal şartlardan farklı olan yolculuk, yağmur, çamur gibi durumlarda öğle ile ikindi ve akşam ile yatsıyı cem-i takdîm ve cem'-i tehir ile birleştirerek kıldığı sahih hadislerde yer almaktadır (Buhârî, Taksîru's-Salât, 15; Müslim, Salatu'l-Müsâfir, 5-6; Tirmizî, Salât, 282; Ebû Dâvûd, Salât, 274).

Abdullah b. Abbas, Rasulullah (a.s.)'ın ümmetine sıkıntı olmadığını göstermek amacıyla korku, yağmur gibi bir illet olmaksızın, Medine'de öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldığını nakletmiştir (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 6; Tirmizî, Salât, 26; Ebû Dâvûd, Salât, 274; Ahmed, Müsned, I/223, 251, 283, 346, 354, H.No:1953, 2265, 2557, 3235, 3323).

Bazı bilginler, adet haline getirilmemek kaydıyla, yolculuk, yağmur, korku gibi bir sebep olmaksızın da namazları cem' etmenin caiz olacağını beyan etmişlerdir (Nevevî, Şerhu Müslim, V/219).

Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde, yolculuk, hastalık, yağmur, kar, dolu, korku gibi durumlarda, zorluk ve meşakkat bulunduğundan, öğle ile ikindi ve akşamla yatsının cem'-i takdim veya cem'-i tehir ile kılınabileceği, küçük farklılıklarla kabul edilmiştir (Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/271 vd.; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I/104; İbn Kudâme, Muğnî, 2/112; Derdîr, eş-Şerhu'l-Kebîr, I/368; İbn Hazm, el-Muhallâ, III/165-166).



Kabul etmek gerekir ki, şafak normalden çok geç kaybolan yerlerde yatsı namazı için şafağın kaybolmasını beklemekte karşılaşılan zorluk ve meşakkat, müçtehitlerin namazların cem edilerek kılınmasına (birleştirilerek bir vakitte kılınmasına) cevaz verdikleri zorluklardan çok daha ağırdır. Namazların cem edilerek kılınmasının gayesi zorluğu kaldırmak olduğuna göre, bu bölgelerde yaşayan Müslümanlar gerektiğinde namazlarını cem edebilirler.

Bu doğrultuda hazırlanacak takvimlerin toplumda kabul görmesi, namazların cem'i konusunda halkın aydınlatılması ve uygulamada karşılaşılacak problemlerin tespiti ve çözümü amacıyla, özellikle yurtdışı personelimizin eğitimine yönelik seminerler düzenlenmesi yerinde olacaktır.

Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında;

1) 66º - 90º enlemleri arasında kalan bölgelerde gündüz veya gecenin oluşmadığı (güneşin tamamen veya kısmen batmadığı/doğmadığı) dönemlerde, gündüz ve gecenin oluştuğu 64º enleminin esas alınarak en kısa gece veya gündüzün 3 saat kabul edilmesinin uygun olduğuna,

a) Bu bölgelerde, gecenin oluşmadığı dönemlerde, güneşin batışından 1 saat sonra yatsı vaktinin, 2 saat sonra da imsakin başlamasının,

Gecenin oluşup üç saatten fazla sürdüğü dönemlerde, vakit alameti belirlenemediği takdirde, güneşin batışı ile doğuşu arasındaki sürenin 1/3'i güneşin batışına eklenerek yatsı, 2/3'si eklenerek imsak vakitlerinin takdir edilmesinin,

Uygun olduğuna,

Ancak imsak alameti açıkça görüldüğünde, ona uyularak amel edilmesi gerektiğine,

b) Bu bölgelerde gündüzün oluşmayıp takdir edildiği dönemlerde ise, öğle namazının vakti için, takdir edilen gündüzün ortasına 4 dakika ilave edilmesi ve takdir edilen öğle ile akşam namazının ortası da ikindi namazının vakti olarak belirlenmesinin uygun olduğuna,

2) Gündüz ve gece oluşmakla birlikte, yatsı veya imsakin oluşmadığı veya akşam şafağının çok geç batıp fecrin erken zuhur ettiği bölgelerde ise, güneşin batışıyla fecrin doğuşu arasındaki süre üçe bölünüp güneşin batışına eklenerek yatsının en geç oluşma vaktinin hesaplanmasına, yatsının gerçek vakti bundan önce gerçekleştiği sürece hakiki vakitle amel edilmesinin, şafağın kaybolmasının gecenin üçte birinden sonra gerçekleşmesi halinde ise, gecenin üçte birinin yatsı namazının vakti olarak kabul edilmesinin uygun olduğuna, takvimlerin bu kriterler doğrultusunda hazırlanmasına, fecrin oluşmadığı dönemlerde, en son oluşan vaktin, tekrar fecir oluşuncaya kadar dondurulmasına,

3) İlmi verilere göre şafağın kaybolması/oluşması astronomik tandan daha düşük derecelerde oluştuğundan ve bunun tespit edilerek takvimlerde uygulanması halinde, özellikle kuzey ülkelerinde önemli bir rahatlık meydana getireceğinden, yatsı ve imsak vakitlerinin hangi derecelerde oluştuğunun tespit edilmesine yönelik rasatlar yapılmasına,

4) Buna rağmen yatsının çok geç oluşup, çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabileceğinin kendilerine bildirilmesi yararlı olacağına,

5) Hazırlanacak takvimlerin toplumda kabul görmesi, namazların cem'i konusunda halkın aydınlatılması ve uygulamada karşılaşılacak problemlerin tespiti ve çözümü amacıyla, özellikle yurtdışı personelimizin eğitimine yönelik seminerler düzenlenmesinin yararlı olacağına,



Karar verildi.</FONT></FONT>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
NAMAZ VAKİTLERİNİN TESPİTİ 1
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dinimiz İslam :: İslamiyet-
Buraya geçin: